Bugünün çalışması kadınlar ve cinsiyetçilikle alakalı. Bildiğimiz üzere dünya üzerinde yaklaşık olarak eşit sayıda kadın ve erkek bulunuyor. Bu erkeklerden kaçı kadınları dövüyor? Kaç kadın bakire muayenesine zorunlu bırakılıyor? Kaç kadından namus soruluyor? Kaç kadın okuyabiliyor, yazabiliyor?
Türkiye şartlarında kadın olmak zor. Toplumsal cinsiyetçilik dediğimiz kavram bizi etek giymeye, tırnak boyamaya, saç uzatmaya zorlarken bir yandan da erkek gözü dediğimiz bakış açısı işin içine giriyor. Bizden baskıyla güzel olmamız isteniyor, aynı zamanda da onlara göre giyinmemiz. Bazıları bizi kısacık etekle, dekolte kıyafetlerle görmek istiyor. Aynı kişiler böyle kadınları tenhada sıkıştırmak ve kadınlara cinsel tecavüz etmek görevini benimsemiş görünüyor. Yani kısa ve seksi giyinirsen tecavüze uğrarsın demek oluyor. Düğmeleri sonuna kadar ilikli bir gömlekle de tecavüze uğrayabilirsin. Bir farkı yok. İkisi de baskı altında çok açık ya da çok kapalı giyinmiş iki kadının başına gelenler.
Ne yapmak gerek; kendin olmak ve kendine güvenmek gerek. Kendine ben buyum diyebileceğin kıyafetler al, o tür müzikler dinle, seviyorsan dans et, istiyorsan makyaj yap. Her yaptığında yüzün gülecek işlere giriş ve korkma. Hatalar insanı büyütür, hatasız insan daha güçsüzdür. Kadın olduğun için de utanma, ünlü bir sözdür; Kadınlar insandır, erkekler insanoğlu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder